16 Mayıs 2020 Cumartesi

Farmasi Wr. Wipes Sihirli Sünger

Herkese merhaba

bir önceki yazımda Farmasi Çay Ağacı şampuanını yazmıştım . Bu yazımda da yine Farmasinin bir ürününü yazacağım. Beni instagramdan takip edenler ocak temizliğinde kullandığım ürünlerin hepsini görebilir. Çeşit çeşit yağ çözücüler, köpük deterjanlar parlatıcılar kullanıyorum ve çoğunu kullanmadan önce ocak kazıyıcı spatula sayarken ben yoruldum bide temizlemesini düşünün. 

Cam ocak temizliğinde Hangi ürünü kullanırsam kullanayım mutlaka önce yağ ve kirin kabarmasını bekliyordum. İnstagramda dolaşırken  Farmasi Wr. Wipes sihirli süngere denk geldim videolar da herşeyi parlatıyor ve temizliyordu. İnternette herşey çok fazla övüldüğü için sipariş verirken aslında bununda şişirildiğini düşünmüştüm.





Mr. Wipes Sihirli Sünger sert, yumuşak, metalik, plastik ve birçok yerdeki lekeleri temizlediğini vaadediyor. Diğer kullanım yerleri  Fayans, karo ve derz arası kararmalar ,lavabo ve küvetlerde ki sararmalar,plastik doğramalarda ki sararma ve lekeler, deri döşemelerdeki kirlenme ve lekeler. Sadece su ile ıslatıp lekeli yeri bastırarak siliyorsunuz. Şuan ocak dışında kullanmadım kullandığımda deneyimlerimi instagram hesabımdan paylaşacağım beni oradan takip edebilirsiniz ( Burcuspinkyworld).

Yukarıda yanmış süt lekesi var bu lekeyi temizlemem neredeyse 2 günümü almıştı . İnstagramdan takip edenler aşama aşama görecekler o kadar yandı ve kurudu ki soğuyana kadar çıkartmak çok zor oldu.

Daha sonra başka bir yanığı Mr. Wipes Sihirli Sünger yardımıyla temizledim video çekerken resmen şok oldum . Dediğim gibi aman alıp bi deneyim sanmıyorum bu kadar etkili olacağını demiştim ama sonuç beni çok şaşırttı. 




 Ocak da harika sonuçlar aldığım bu süngeri banyoda duşa kabinde oluşan su lekeleri ve kireç lekelerinde deneyeceğim yine aynı sonucu alacağımı ümit ediyorum :)



27 Mart 2020 Cuma

Farmasi Çay Ağacı Yağı Şampuanı

Herkese merhaba

Saçlarım aşırı yağlı olduğu için farklı farklı bir sürü şampuan denedim onun dışında kimden ne duyduysam yaptım.


  • Elma sirkesiyle yıka dediler denedim şaçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra 1 bardak içine 3 kaşık kattığınız elma sirkesini saçınıza döküyorsunuz biraz bekledikten sonra ılık suyla duruluyorsunuz. Ben pek bir etkisini göremedim maalesef.
  • Limon suyu dediler onu da denedim. 1 adet limon suyunu 2 fincan suyla karıştırıp saçınıza masaj yapıyorsunuz 5 dakika sonra duruluyorsunuz yağlanmaya faydası olmadı ama saçlar güçleniyor.
  • Karbonat iyi gelir dediler bunu da denedim.1 litre suya 3 yemek kaşığı karbonat karıştırıyorsunuz saçınıza 20 dakika bekletiyorsunuz sonra şampuanla yıkıyorsunuz buda eksi puan aldı benden.
  • En işe yarar çözüm benim için perma yaptırmak olmuştu perma ilacı saçımdaki o fazla yağı almıştı ama sürekli saçlarıma perma yaptırmamın imkanı yok tabi ki.
Böyle böyle size onlarca tarif yazabilirim tabi ki bunları denemek isterseniz de bir şey kaybetmezsiniz eğer çözüm bulamadıysanız deneyin ama size harika bir ürünle geldim ben bugün.

Saçlarımın yağını size şu şekilde anlatayım sabah yıkadığımda akşama doğru diplerindeki o ağırlaşmayı görüyorsunuz yani bu kadar kısa sürede ağırlaşıyor ve yağlanıyor. Günü kurtarmak için eğer dışarı çıkacaksam kuru şampuan kullanıyorum ama her zaman yanımda olmuyordu mesela bir yere hafta sonu için gittiğimizde yada eşimin ailesini ziyarete gittiğimizde bazen yanıma almayı unutuyorum ve o yoksa benim çıkmadan direeeeek saçlarımı yıkamam lazım yoksa bu kız haftalardır saçlarına dokunmamış diye düşünebilir insanlar.

Farmasi çay ağacı şampuanıyla Kübra sayesinde tanıştım. Kendisinin çok güzel bir sayfası var bakmak isterseniz ( İnstagram : @Kubragelinn ) Şampuanı eşi kullanıyormuş hikayelerinde görünce bende alayım ne kaybederim ki demiştim ama çok şey kazandım ..




Şimdi bendeki etkisini şöyle açıklayım ben güzellik ve bakım bloggerı arkadaşlarım gibi içeriklerini inceleyemedim baktım ama açıkçası çok da bişey anlamadım o yüzden sadece etkisini yazacağım ;

Gece saçımı yıkadığımda normalde ertesi gün öğlene doğru ağırlaşırdı keza sabah yıkadığımda akşam saçlarım yine ağırlaşmaya başlardı 1 aydan uzun süredir kullanıyorum 3. kullanışımdan sonra etkisini görmeye başladım sabah saçlarımı yıkadığımda ertesi güne kadar ağırlaşma ve yağlanma olmuyor sonraki kullanımlarımda bu süre uzamaya başladı düzenli olarak 3 ay falan kullanırsam etkisini göreceğime inanıyorum.

Size kendi gözlemlerimi anlattım dediğim gibi yağlı saçlar için bir sürü şey deneyebilirsiniz bir kere de Farmasi çay ağacı şampuanını deneyin çok beğeneceksiniz  bence :)








14 Mart 2020 Cumartesi

Rodos Adası Gezimiz


Herkese merhaba 

Bu yazımda size Rodos gezimizi anlatacağım.Balayı için seçtiğimiz Yunan adaları turunda ben en çok Rodos'u beğendim . Tarihi dokusu , çarşıları, plajları, kafeleri gezdiğimiz diğer adalardan çok daha güzeldi bence. Öncelikle Rodos Adası hakkında ufak bir bilgi vereyim 

Rodos, Yunanca Ρόδος (Okunuşu Rodos), adası ege denizinin doğusunda Türkiye'ye oldukca yakın bir konumda bulunmaktadır. Oniki ada takımı içinde bulunan Rodos, aynı zamanda ata takımının en büyük ve kalabalık adasıdır. Ada'da yaklaşık 120 bin kişi yaşamaktadır. Rodos adası antik dünyanın 7 harikasından biri sayılan Rodos Kolossus'una (Dev Rodos Heykeli) ev sahipliği yapmıştır. Yaklaşık 30 metre yüksekliğinde olduğu tahmin edilen Rodos heykeli M.Ö. 280 yılında Rodos'un Kıbrıs'ı yenmesi şerefine inşa edilmiş M.Ö. 226 yılında meydana geldiği tahmin edilen depremle yıkılmıştır. Ortaçağ'dan kalma tarihi Rodos şehir merkezi Dünya mirası statüsündedir. Günümüz Rodos adası Avrupa'nın ve Yunanistan'ın en popüler turist istikametlerinden biridir. ( http://www.yunanistan.co/yunanadalari/rodos )


Gemiden indikten sonra biz ilk önce plaja gitmiştik . Plajın adı Ronda beach Şezlong ve şemsiyeler Türkiye plajlardan daha ucuzdu biz Sığacık'da 2 şezlong 1 şemsiyeye 150 tl ödemiştik Rodos da gittiğimiz plajda 10 euro gibi bir ücreti vardı ve çok daha güzeldi. Rodos!a giderseniz gezmeden önce mutlaka bir kaç saat bile olsa plajın tadını çıkartın. Rodos'un en çok ziyaret edilen diğer plajı Kavisli plajmış onu görme şansımız olmadı.



Bu fotoğrafı gittiğimiz plajda çekmiştim içi böyle yeşilliklerle dolu harika bir yer


Old Town bölgesi Rodos'ta gezeceğiniz yerlerin başında geliyor.  Orta Çağ yapıları,Görkemli surlarla çevrili tarihi yerleşim; Osmanlı zamanından kalma camileri,Gotik kiliseleri ile tam bir kültür hazinesi.Bu bölgede bir de eski çağlara ait kültürel hazinelerin olduğu Arkeoloji müzesi vardı ama vaktimiz kısıtlı olduğu için biz gezememiştik.

Benim en beğendiğim yerlerden biri de Şövalyeler Sokağı ( Street of Knights olmuştu. 14. yüzyılda Gotik üslupta yapılan binalar, şövalyelerin bir araya geldikleri ve konaklama yaptıkları yerlerdi. Binaların üzerindeki armalardan ve bayraklardan hangi hanın, hangi ülkenin şövalyelerine ev sahipliği yaptığının göstergesiymiş . Günümüzde ise müze olarak hizmet vermekte. Boş bulduğum bir an durup poz verecektim tabi ki :)



Mandraki limanı asırlardır Rodos'ta denizcilik faaliyetlerinin başında yer alıyormuş. Günümüzde marina olarak kullanılan Mandraki limanından yaz aylarında teknelere binerek yakın adalara geçiliyor.



Orta Çağ’da inşa edilen ve tüccarların getirdikleri tahılları işlemek için kullanılan değirmenler, artık emeklilik günlerini yaşıyor.


Eski şehir bölgesindeki en hareketli yerlerden birisi Hipokrat Meydanı hediyelik eşya arayanlar için onlarca dükkan var birbirinden güzel hdiyelikler aksesuarlar bulmak mümkün. Gündüzleri gezginler için harika bir yer olan bu meydan akşam saatlerinde gece hayatı için etrafındaki barlarla ziyaretçilerin gözde noktalarından.



Rodosun eski şehir bölgesinde Osmanlıya ait bir çok yapıyı görmek mümkün bunların başında 1522 yılında Kanuni’nin emriyle inşa edilen Süleymaniye Camii yer alıyor.Cami ada Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra kilisiden camiye dönen onca türdeşlerinden farklı olarak sıfırdan inşa ediliyor.



Palace of the Grand Master Büyük Üstat Sarayı 'nı ziyaret ettiğinizde Orta Çağ tarihine hem de antik dönem Rodos’una yönelik detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz. 16. ve 17. yüzyıldan kalma mobilyaları, heykelleri, halıları sarayın müzeye dönüştürülmüş ilk iki katında sergileniyor.





Rodos da gezdiğimiz yerleri size anlatmaya çalıştım o an çok fotoğraf çekememişim şuan düşününce keşke her anı daha çok çekseydim diyorum. Rodos adalarına vizesiz gidiliyor tatil planı yaparken bunu bir artı olarak sayabilirsiniz. Aşağıda size Rodosun gezilecek yerlerini sıralayacağım belki gittiğinizde ona göre bir plan yaparsınız .




  1. Old Town
  2. Mandraki Limanı ve Yel Değirmenleri
  3. Lindos
  4. Kelebekler Vadisi
  5. Anthony Quinn Bay
  6. Büyük Üstat Sarayı
  7. Şövalyeler Caddesi
  8. Arkeoloji Müzesi
  9. Acropolis of Lindos
  10. Tsambika Beach
  11. Yedi Pınar
  12. Kallithea Springs
  13. Monolithos Kalesi
  14. St. Paul Beach
  15. Rodos Akvaryumu
  16. Hipokrat Meydanı
  17. Süleymaniye Camii
  18. Tsambika Monastery
  19. Elli Beach
  20. Faliraki Beach

4 Mart 2020 Çarşamba

Düğün Albümü Çekimimiz

Herkese merhaba

Bu yazımda size albüm çekimimizi ve tecrübelerimi anlatmak istiyorum belki çekim yaptırmamış arkadaşlarıma güzel bir fikir olur. 

Bu önemli günün fotoğraflara en iyi şekilde yansıması için öncelikle birlikte çalışacağınız düğün fotoğrafçısı ile iletişiminin çok iyi olması gerekir. Her düğünün farklı olduğu gibi her fotoğrafçının da kendine özel bir tarzı vardır.Fotoğrafçı seçerken bunları da mutlaka göz önünde bulundurun. Aranızdaki iletişim ne kadar iyi olursa ve kendinizi ne kadar rahat hissederseniz pozlarınız o kadar güzel olur.

Öncelikle biz fotoğrafçımız Orhan beyle nişanımız da anlaşmıştık. Nişan çekimlerimizi çok beğenip kendisinin efendiliğini de çok sevince düğün için de konuşmaya karar verdik sağolsun düşüncelerimizin ve kararımızın ne kadar doğru olduğunu bize gösterdi. İnstagram hesabımdan da memnunuyetimizi paylaşmıştım sizlerle. Düğün Hikayesi için de harika anlar  yakalamış ben hala her gün izliyorum :)  Yazımda da fotoğraflarımızı orjinal halleriyle paylaşacağım.

Düğün günü çok koşturmamız olacak ve yorulacağız diye çekimi 1 hafta önce yaptık. Çekim yaptıracak olanlara bu ilk önerim düğün günü bir kaç saate sığdırmak yerine çekiminizi önce yaptırmanızı tavsiye ederim.Geniş bir zamanda yüzlerce poz çektirip en güzel olanı seçebilirsiniz. Biz ayrı gün olduğu halde fazlasıyla yorulmuştuk daha sonra düğün olsa kesin ayakta duracak halimiz kalmazdı :)



Çekim yapılacak yere önceden karar verip önceden mekanı görmenizde fayda var kendinizce fikir edinir ona göre hareket edersiniz . Mekanlara tek tek bakıp hayalinizdeki karelere en uygun yeri seçin.Mesela ben at çifliği çok istiyordum güzel bir yer bulduk ama atlarla iyi anlaşamadığım için o an bizim için zor zamanlar oldu.Böyle aksiliklerle karşılaşma ihtimallerinizi göz önünce bulundurun :)



Güneş o gün en büyük düşmanınız olacak kollarınızı ve boynunuzu güzelce güneş kremiyle koruma altına alın uzun zaman güneş altında kalacağı için kızarma yanma olmasın. Güneş sürekli gözünüze gireceği için makyajınız su bazlı olsun ben bütün gün ağlar gibi göz yaşı döktüm gözüme gelen güneşten ama makyajım asla akmadı :) Makyajımı da başka bir yazımda anlatacağım albüm çekimi için Mac tercih etmiştim.



Ayaklarınızın görünmediği kareler için en rahat dolgu topuk ayakkabınızı seçin bütün gün çok rahat edersiniz.Açık havada olan çekimlerde yürürken taşlarla toprakla çimlerle mücadelemiz kaçınılmaz o yüzden bu seçim sizi gün boyu rahat ettirecek.Benim kırmızı pabuçlarımla bir karem bile var :)


Ankara'da düğün fotoğrafı çektirecek olanlar Orhan bey'e mutlaka ulaşıp görüşün gerçekten pişman olmazsınız. İnstagram üzerinden Orhan Burhan Güneş yazarsanız diğer çekimlerini de görürsünüz :)

Umarım yazım size de fikir olur yine sormak istediğiniz olursa bana ulaşabilirsiniz.



15 Ocak 2020 Çarşamba

Mimar Merve Biçer İle Dekorasyon Önerileri

Herkese merhaba

Beni instagramdan takip edenler bir süredir evim için tercih ettiklerim ve dekorasyonumu paylaştığımı görüyordur. Kullandıklarım , memnun olduklarım ve olmadıklarım önerilerim hepsi instagram hesabımda.

Mimar Merve Biçer'le ufak bir yazı hazırladık samimi sohbeti ve fikirleri için kendisine teşekkür ederim :)


  • Küçük salonlar için mobilya ve dekoratif obje seçimi konusunda neler önerirsiniz?



Küçük salonlarda dekorasyon ihtiyacı olan kişilerin en büyük dilekleri mekana konforlu bir şekilde
sığabilmek ve bunun için doğru hamlelerin yapılabilmesi. Bunun için söylenecek öncelikli şey seçilecek
veya tasarlanacak mobilyaların fonksiyonel olmaları. Fonksiyonellik yani birden fazla işlevi aynı anda
barındırma özelliği tasarım dünyasında son derece popüler bir durum. İkinci olarak küçük salonlarda
dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri doğru renk kullanımıdır. Mekanı ferah gösterecek
renkler kullanılmalıdır. 


Duvar veya bölgesel tavan alanlarında ayna giydirme gibi hamleler yapılması
alanı olduğundan çok daha geniş gösterir. Aksesuar olarak abartılı ürünlerden uzak durulmalı ve
kalabalık yaratarak alanı daralması yerine daha minimal seçimler yapılmalıdır. Fazla olmamak koşulu ile
canlı bitki kullanımı yine ferah bir görüntüyü destekler. Eğer alanı en iyi şekilde değerlendirmek
isteniliyorsa bir profesyonelden danışmanlık desteği alınmasını 
öneririm.



  • Peki büyük salonların dekorasyonu ile ilgilenirken daha çok nelere dikkat etmeliyiz ?

Büyük salonları tasarlarken alan kaygısı olmadığı için elbette ki daha rahat çalışıyoruz. Alan kaygısı
olmaması bize mekanı dekore ederken geniş ve ferah göstermesi için ekstra çaba sarf etmeme
özgürlüğü kılıyor. Bu özgürlükten doğru faydalanabilmek için dikkat edilmesi gereken esas konu tasarıma
odaklanmak. Yani kullanılan renk ve malzemelerin birbirine uygun dilde olması, kullanışlı ve konforlu
mobilyalar seçmek, bu mekanın diline uygun aydınlatma elemanları ve aksesuarlarla son dokunuşları
yapmak önemli.



  • Şuan trend olan kırlent tasarımları için seçim yaparken nelere dikkat edilmeli?

Seçilen kırlent modellerinin mekan ile arasında ki renk ve desen uyumuna dikkat edilmeli. ‘Seçtiğim
kırlent kullanılacak koltuğa, duvar rengine,halıya ve perdelere uyumlu mu?’ Gibi sorular sorularak daha
doğru bir sonuca varılabilir. Eğer oda çok hareketli ise kırlentlerde karışık desenler ve fazla renk tercih
edilmemelidir. Sade ve minimal çizgiler taşıyan bir odaysa kırlentler ile hareket katıp enerjiyi yükseltmek
adına buna göre modelleri seçmek hedeflenebilir.




  • 2020 yılının dekorasyon trendleri ve sizin önerileriniz nelerdir ?

Bu yıl trendlere baktığımızda göze çarpan ilk detay İskandinav tarzı dekorasyonun çok ilgi görmesi
diyebiliriz. Daha minimal, sade ve az eşyalı mekanlardan hoşlananlar bu tarzı tercih edebiliyor.

 Bu
tarzdan hoşlanmayanlar için bu yıl ki trendlerden bir diğeri de renkli ve desenli perdeler veya duvar
kağıtları diyebilirim. Mekanlardaki en büyük hareketlilik duvar sanatları, perdeler ve tasarım kırlentlerle
verilmeye başlandı. Duvarda desen kullanılmasa bile, düz bırakmak yerine çıtalama uygulamaları ile
şıklık katmakta çok revaçta. 



Bunun dışında mobilya olarak mermer tabla tv üniteleri, yemek masaları ve
sehpalar geçen sezon gibi yine tercih ediliyor. Pirinç ayaklı masalar ve sandalyeler ile elegant bir hava
katılmaya devam ediliyor. 



Dekorasyon ihtiyacı olan kişilere mobilya ve aksesuarlarda sıradan, artık her
yerde görmeye alıştığımız modelleri değil, daha farklı ve özgün olanların tercih etmelerini öneririm. Bir
ürünü sadece popüler diye almamalısınız. Daha zamansız parçaları tercih ederseniz bu sayede sonraki
sezon pişman olmazsınız.




  • Ve bu yılın trend renkleri hangileridir?

Bu yıl Sarı tonları, organik yeşil tonları, mavi ve yeşilin buluştuğu turkuaz tonları, toprak tonları, mürdüm
tonları, pembe-mavi-yeşilin pastel tonları, bej ve gri tonları. Aynı zamanda desen kullanımı da oldukça
popüler olacak.
Renklerin bir dalga boyu ve enerjisi olduğu bilimsel gerçeğine dayanarak, renk seçimi sırasında bu
durum asla göz ardı edilmemelidir. Renk kullanırken en önemli şey mekanda doğru dengenin
sağlanmasıdır.Renk kullanımının insanların sinirli, huzurlu,dalgın gibi duygu durumlarına dahi etkisi
olduğunu lütfen unutmayalım.

  • Salonunuz hakkındaki yorumlarım 

Salon genel hatlarıyla sade ve şık görünüyor. Renk uyumları güzel fakat pembe tonları biraz fazla
yoğunlukta görünüyor. Örneğin büyük kanepe farklı bir renkte seçilerek o renk üzerinden patlama
yapılabilir ve böylece pembe etkisini biraz azaltılabilirdi. Veya bunun yerine daha az masrafa girerek,
kırlentlerin arasına farklı bir renk veyahut desenli birkaç kırlent serpiştirmekte benzer etkiyi yaratabilir.
Aydınlatma elemanlarınız farklı bir tarz ve genel konsepte uygun seçildiği için hoş duruyor. Salıncağı iç
mekanda özelliklede salonda kullanmanıza bayıldım. Ülkemizde alışıldık olmadığı için insanlara farklı
gelebilir ancak son yıllarda dünyada popüler bir konsept adımıdır. Salıncağın evin içerisinde kullanılması
ortama sıcaklık ve neşe katar. Ben aynı zamanda görsel olarakta çok güzel durduğunu düşünüyorum.




Salonum için olan yorumlarını dikkate alacağım kırlent seçimi konusunda biraz kararsızım oturma odası için de henüz seçemedim. 

Umarım öneriler size de ilham olur daha sonra farklı alanlar için çalışmalarımız devam edebilir takipte kalın :)